HAMBURG Gezi Notları

Rotamızı Almanya’nın 2. büyük şehri Hamburg’a çevirdik. 

3 saat 20 dakikalık bir yolculuk sonrası şehre indik. İner inmez o müthiş soğuk yüzümüze vurdu. Neyse ki şehrin güzelliği bize o buz gibi havayı biraz da olsa unutturdu. 🙂

Hamburg, Almanya’nın Berlin’den sonra ikinci büyük şehri ve Avrupa’nın 2. büyük liman kentidir. Gözünüzde büyütmeyin! Bu özelliklerine rağmen çok büyük bir şehir değil. 3 günde tüm şehri gezebilirsiniz. 

Biz  Mönckebergstrasse ‘ de kaldık. Bu cadde dünyaca ünlü markaların bulunduğu cadde olduğu için bizler için süper ama erkekler için isyan sebebi olabilir. Gürkan’da pek araştırmamış belli ki Otelimizi bu caddede tercih etmiş:) Ya da ben Almanya’ya büyük bir sempati kazanayım diye bilerek de yapmış olabilir:) Neyse Mönckebergstrasse’den başlayıp Alster gölüne kadar yürüdük. Bir kadının o vitrinler ile aşk yaşamaması mümkün değil. Şu an size mutlaka GİDİN! diye çığlık atıyorum. Fiyatlar mı?

Fiyatlar biraz can sıkıcı olabilir. Para birimi Euro olduğu için fiyatlar Türkiye’ye göre epeyi pahalı. 

Ama olsun biz kadınlar için bunun ne önemi var, dimi? 🙂 

Avm’leri Türkiye’de ki Avm’ler gibi değil. Küçük ve her alanı kullandıkları için mağazanın içinden başka bir mağazaya geçebiliyorsunuz. Bana çok tuhaf geldi. Biz de ki Avm kültürü onlarda yok. ”Ne yani elime kahvemi alıp özgürce vitrin bakamayacak mıyım?” diye tepki göstersem de aslında şöyle bir düşününce onların bu sisteminin ne kadar da doğru bir mantık olduğunu anladım. Onların bizim gibi canımız sıkıldı dur bir avmye gideyim, arkadaşım ile buluşacağım o zaman en yakın avmde buluşalım mantığı olmadığı, sadece alışveriş yapmak için avmleri kullandıkları için boş vakitlerini nehir kenarlarında, şehir parklarında geçiriyorlar. 

Uzun lafın kısası alışveriş için oldukça ideal bir şehir diyebiliriz. 

Alışverişi bitirip son durağı Alster gölünde alıyorsunuz. Biz buz gibi havaya rağmen göl kenarında keyifle yürüdük. Yere düşen yapraklar, bir taraftan ara ara yağan kar ve şehrin hava karardığında ki muhteşem ışıkları göle yansıdığında büyüsüne kapılıyor ve üşümeyi unutabiliyorsunuz. 

Şimdi gelelim Belediye binası Rathaus’a !

Görkemiyle seni avuçlarının içine alan bu bina 1897 yılında yapılmış ve tam 44 yıl sürmüş. 

Oda sayısı 647’dir. Binanın dış kısmı Neo Rönesans akımına göre yapılmış. Rathous’da prensin selamladığı balkonun üzerinde altın bir yazı gözüme çarptı. Yazının türkçesi şöyle;

BİZ ÖZGÜRLÜĞÜ YAŞLILAR İLE KAZANDIK. BUNU KORUYACAK OLAN SONRAKİ NESİLDİR. 

Bu yazı şehrin mottosuymuş. Aklıma hemen Ulu Önder Atatürk’ün cümlesi geldi. ”Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz.”

Rathaus’un içine girdikten sonra arka bahçesinin avlusunda bir heykel göreceksiniz. Bu heykelin önünde çok büyük bir çeşme var. Sırrı; eskiden çok büyük bir kolera salgını olmuş ve temizliği ifade edildiği için çeşme yapılmış. Yunan mitolojisine göre Hygieia yani hijyen anlamına gelen Hygieia Tanrıçası adı verilmiş.  

Rathaus’dan çıkıp sağdan sağdan yürüdüğümüzde Alster Arcades’ i görüyoruz. Burası 1843 yılında büyük bir yangın sonra yeniden inşaa edilmiş. İnşaa edilirken Venedik örnek alınmış. Çok talı değil mi? 🙂

Bu cadde soğuk olmasına rağmen cıvıl cıvıl. Etrafında kafeler, sokaklarda sokak sanatçıları gibi oldukça renkli manzaralara şahit olabiliyorsunuz. 

Avrupa’nın her yerinde olduğu gibi mükemmel bir metro ağı var. İstanbul’da en büyük sıkıntı ulaşımken Hamburg’da ki ulaşım rahatlığı bana ilaç gibi geldi diyebilirim. Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum ki yaşadığınız şehri güzelleştiren tek şey ulaşım!


 He bir de aklıma gelmişken şunu da söylemeliyim ki metro ve avmlerde beni çok sevindiren bir şey oldu. İnsanlar metroya köpekleri ile binebiliyor, avmlerde ise aynı şekilde evcil hayvanları ile birlikte alışveriş yapabiliyor. Süper ya! Bu davranış beni mest etti. Onlarında bir canlı olduğunu anlayan bir toplumun olduğunu görmek umutlandırdı açıkçası. Umuyorum ve kalpten diliyorum ki bu güzel davranışı örnek alırız.

Hamburg’a gitmişken Elbe Nehri’nde tura katılmadan olmaz. Nehir kenarında ki üçgen çatılı evler, yeşilin bütün tonları ile buluşuyor. Bu manzara hafızanızdan çıkmayacak! 

Avrupa’nın en büyük ve en önemli kentsel dönüşüm projesi HafenCity!

Gerçekten heyecan verici! Dev proje!

2025 yılında bitmesi planlanıyor. Şimdiden birçk bina hazır ve kullanım halinde. HafenCity, göl kenarındaki lüks görünümü ile tüm şehri büyüleyecek gibi duruyor. 

Hadi biraz eğlenelim!

St. Paulli renkli bir gece hayatına sahip. Başta biraz ürkütücü gelse de klasik Avrupa gece hayatının bir yansıması olduğunu düşünüp içimi rahatlattım. Striptiz mekanların oldukça fazla olmasına rağmen kaliteli mekanlarda mevcut.  

Reeperbahn Caddesinin başında Beatles üyelerinin demir heykelleri var. Beatles, 1960 yılında İngiltere’den sonra yurt dışında ilk verdiği konser Hamburg’da olduğu için heykelleri yapılmış. Çok tatlılar. Gidip hemen anı ölümsüzleştirdik:) 

Hamburg’lular çılgın gece hayatından sonra sabah soluğu Fischmarkt’a alıyor. Yani sözlük anlamı ” Balık Pazarı”  

Şöyle ki ;

Sabah saat 05.00 itibariyle başlayıp öğren 11.00’e kadar devam ediyor. İnsanlar Cumartesi çılgın bir gece geçirip ayılmak  ve eğlencelerine devam etmek için soluğu burada alıyor. Biz de ki After Parti gibi düşünün. Bazı gruplar sahne alıyor. İnsanlar bir taraftan eğlenip dans ediyor, bir taraftan da balık ekmek bira ikilisini kahvaltı niyetine midesiyle buluşturuyor 🙂

Hem balık hem de bira! Iyyy!

Sabah sabah balık yemedik tabii ki!!  Ayrıca bu pazarda çok taze meyve sebzeler bulabilirsiniz.

Fischmarkt’tan çıkıp metroya doğru yürürken Elbe Tünelini es geçmek olmazdı. 

1907 yılında yapımına başlayıp  1911 yılında yaya ve araç trafiğine açılan tünel, 24 metre derinliğinde ve 427 metre uzunluğundadır. Elbe Nehri’nin iki yakasını birbirine bağlıyor. Nehrin karşısındaki güzel manzarayı değerlendirip bir şeyler içmek istedik ama soğuk ve kar yağışı buna izin vermedi:(

Bu tünelin 100 küsür yıl önce, nasıl bir teknoloji ile yapıldığını düşünüce insanın kanı donuyor. Geçerken çok ürktüm hatta koşarak geçtim tüneli 🙂

Kültür farkı yaşadığımız su götürmez bir gerçek. Ama mutlaka gidip görülmesi gereken rüya gibi bir şehir… 

Bir sonraki rotamız Schwerin! O halde Schwerin’de buluşmak üzere 🙂 

Özlem GENÇ SALCI

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s