BOZCAADA SOKAKLARI

Gerçekten istedim bunu. Ömrümün sonuna kadar Bozcaada’da kalıp kendimize minnacık, sevimli bir dünya yaratmayı istedim. Adalılar renkli dünyalarına, sokaklarını ve reçellerini sığdırmış. Her sokakta başka bir çiçek, başka bir renk bambaşka bir koku…

Keyifle içilen şaraplar, aşkla, huzurla batırdığın o taptaze güneşin tadını inanın bana başka hiçbir yerde bulamazsınız. Hele bir de aşıksanız! Bozcaada gerçekten yuvanız, ömrünüzün sonuna kadar uyanmak istemediğiniz rüya adanız olabilir.

O zaman bu muhteşem aşk adasına doğru yola çıkalım!

Öncelik durağınız Geyikli oluyor. Geyikli’den sonra bir vapur eşiliğinde adaya geçebiliyorsunuz.

Geyiklide ”Eyvah Eyvah” şapkası almadan olmaz tabi:)

Zeytinyağı tercihinizde mutlaka Geyikli’den olsun. Aşağıdaki firmadan güvenle alabilirsiniz.

” HANTEPE ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞLARI”  

Bozcaada’ya geçmeden önce mutlaka kalacağınız yeri ayarlamanızda fayda var. Çünkü çok gözde bir ada olduğu için ilgi yüksek ve dolayısıyla kalacak yer bulmak epeyi zor. Hafta sonu yerine hafta içi tercih etmeniz sizin keyifle gezmenizi sağlayacaktır. Hafta sonu iğne atsam düşmez durumunu bizzat yaşadık:)

Ada, Roma İmparatorluğunun yıkılması ile Bizans İmparatorluğunun egemenliği altına girmiş. Akabinde Venedik ve Cenevizliler ticari açıdan adayı ele geçirebilmek için büyük bir rekabet içine girmişler.  1. Dünya Savaşı’nda başka devletlerinin himayesi altına giren ada, 24 Temmuz 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin olmuş.

Bu büyülü ada Türkiye’nin 3. büyük adası. Ama gözünüz korkmasın. Günü birlik şöyle bir adayı gezeyim, aracımda altımda akşam da bir rakı balık yaparım diyorsanız size doya doya 24 saat yetecektir.

Adanın sol tarafı Rum sağ tarafı Türk mahallesi. Biz Rum mahallesinde KALAİS otelde kaldık. Kahvaltıları nefis. Hele ki o renk cümbüşü, mis gibi kokan reçelleri…

Kalais Otelin mütevazı kahvaltısına bayılacaksınız. Reçellerinden domates reçeli bizim favorimiz! Eğer bizim gibi tatlıya bir hayli düşkünseniz domates reçeline asla kayıtsız kalamayacaksınız!:)

İlk akşam hazırlanıp kendimizi adanın eşsiz sokaklarına bıraktık. Beyaz, mavi ve fuşya…. Hakim olan renkler. He bir de her yerde fazlasıyla Baykuş simgesi var. Çantalar, magnetler, kolyeler, küpeler ve aklınıza gelebilecek birçok aksesuar ve hediyelik eşyalarının neredeyse tümü Baykuş simgesi. Baykuşlara bayılan biri olarak dikkatimi çekti ve sordum. Meğerse adanın ilk parasının üzerinde Baykuş resmi varmış ve günümüze kadar simgesi kullanılmış. Bayıldık! Ada bizi yine en sevdiğimiz yerden yakalamayı başardı:)

İlk akşamı Bade-i Aşk ile taçlandırdık. Nefis bir mekan. Sunumlar, mezeler, lezzeti, güler yüzlü personeli ile çok tatlı bir meyhane. Masalar sokaklara atılmış, duvarlarda rengarenk saksılar yerlerini almış, saksıların içlerinde mis gibi kokan çiçekler Bade-i Aşk ‘ a can verirken güzel personel müşterilerini ağırlamaya başlamış. E bize de bu güzel sokakta keyiflenmek düşerdi. Bade-i Aşk’ ta yerimizi aldık:) (rezervasyon yapmassan 10 dk içerisinde yemek yiyebileceğin hiçbir yer kalmıyor)

Evet fiyatlar pahalı! Ama sadece yemek olarak değil adanın tümü pahalı. Turistik bir ada olduğu için kışın iş yapamayan esnaf yazı 4 gözle bekliyor. Haliyle fiyatlarda artıyor tabii.

İkinci gün kahvaltıdan sonra cuppa deniz! 🙂

Ayazma Plajının suyunun soğukluğunu anlatacak kelime bulamıyorum desem inanın abartmış olmam! Buzzz!!! Suyun içinde (hareketli) en fazla 5 dk kalabiliyorsun ! Hareket etmene rağmen asla alışamıyor, çıktığında ise uzun bir süre kendine gelemiyorsun!:)

Soğuk denizi çok sevmeme rağmen ben bile alışamadım. Şok etkisini sevenler için su gerçekten çok başarılı! Ama uzun süre denizde kalıp, doya doya yüzme hayalleriniz varsa asla tercih etmeyin derim.

Suyun içinde çok az kaldığımız için ölümsüzleştirelim dedik 🙂

Gün batımına doğru sürpriz sepetimizi kaptım ve Rüzgar Güllerine çıktık. Şarabını aşkla yudumlayan, güneşini huzurla batıranların yeri Bozcaada Rüzgar Gülleri…

17 tane Rüzgar Gülü var. Rüzgar Güllerini yapan mühendisler her bir Rüzgar Gülüne sevgililerinin isimlerini koymuşlar. Hala birlikteler ya da evlenmişler ise ne alâ yoksa büyük sıkıntı:)

Biz kadın milleti tehlikeli varlıklarız. Ne demek eski sevgiliye Rüzgar Gülü? Yerinden sökeriz!  Neyse konumuzun dışına çıkmayalım:)

Üçüncü gün Akvaryum Koyundaydık. Gürkan Akvaryum Koyunda denize hiç giremedi 🙂 Soğukluğu Ayazma’dan çok daha soğuk. Ben girdim tabii ki. Suyun rengi müthiş! Çıkmak istemezdim su dayanılabilir olsaydı 😦

Baktık su çok sıkıntı. Hadi ada da biraz turlayalım dedik. Sokaklar “benimle fotoğraf çek!” diye çığlık atıyorken denklanşöre basmamak olmazdı.

Sonra ne mi yaptık? Tabii ki  kafa Kafe’ de soluğu aldık! Çünkü orası bizim evimizin aynısı! Son gün evimizi özlemiştik çok iyi geldi. Evimizin her yerinde Kafa Dergisi olduğu için elimizi attığımız yerde Kafa okumak alışkanlık yaptı. Bunun kafası değişik. Okumayan bilemez:) Epeyi oturduk orada. Kahvesinden, tostuna her şey var. Gidin ve Müzeyyen Senar’a, Zeki Müren’e, Kemal Sunal’a  ve daha nice güzelliklere doyasıya sarılın.

Bozcaada Kalesini de gezmeden dönmeyin tabii.

Adanın tüm pahalılığına rağmen mutlaka yemeniz gereken bir lezzeti sunuyorum size.

Tayvan usulü ” Tatava Dondurma” Baayılldımm! Üstelik emeğinin fazla olmasına rağmen fiyatı sadece 10 TL. Şaka gibi gerçekten. Bozcaada vapur iskelesinin yanı. Mutlaka gidin ve bu eşsiz lezzeti tatmadan dönmeyin.

Bir sonraki postta görüşmek üzere😊 Sevgi ile…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s